AYTOPYADA 2 GÜN
AYTOPYO’DA İKİ GÜN Ali günlerden bir gün esrarlı kokuyu takip ederek kendini ormanda buldu.Ağaçların arasından garip sesler geliyordu.Ali korkarak ormandan çıkmak istedi ama çıkışı bulamadı.Yavaş yavaş hava kararıyordu.Ormandan gelen sesler iyice çoğalmıştı.Ormanda dolaşmaya başladı.O sırada bir kahkaha sesi duydu ve irkildi.Sesin nereden geldiğini merak etmeye başladı.Yavaş adımlarla sesin geldiği tarafa doğru ilerledi.Ortalık aniden bir patlama sesiyle aydınlandı.Işığın geldiği yere doğru koşmaya başladı.Ağaçların arasından esrarengiz,büyük bir şato gözüktü.Ve aynı anda iki kişinin konuşma sesleri:- Bu büyüyü yapabilmem için bana bir çocuk gerekli.- Bu zamanlarda buralara fazla çocuk geliyor.Birini bulup getiririm efendim.- Çabuk ol.Gece yarısına kadar vaktim var.- Emredersiniz. Ali konuşanların yüzünü görmek için ilerlerken,kuru bir çalıya bastı.Çatır çatır sesler duyuldu. - Bizi izleyen birisi var. - Çabuk onu bul ve bana getir.Muhtemelen bir çocuktur.Ali gelen sesleri duyunca çalının üzerinden çekildi ve ağacın arkasına saklandı.Ağaçta da büyücünün yardımcısı olan baykuş çocuğu gördü,büyücüye haber verdi.Büyücü çocuğun olduğu tarafa doğru gitti ve onu yakaladı.Ali’yi zindana attılar.Bu zindan bambaşka bir yerdi.Çaresizce yere oturup ağlamaya başladı.Buradan nasıl çıkabileceğini düşünürken yerdeki kapak dikkatini çekti.Belki bir tüneldir diye düşünerek kapağı açtı.Karşısına aşağıya doğru inen merdivenler çıktı.Ali zindandan kurtulmak için aşağıya inmeye karar verdi.İçerisi ışıklandırılmıştı.Işık olduğunu görünce ilerlemeye devam etti. Yol ikiye ayrılıyordu.Biri ışığa giden yol,diğeri karanlığa giden yoldu.Ali ışığa giden yola girdi.İleride yuvarlak bir şey gördü.Arkasında da bir kız.Kızın yanına doğru gitti.Elinde bir asa vardı.Latince yazılar yazıyordu.Asayı eline almasıyla beraber kız yerinden kalktı.Ali’ye doğru dönerek:- Beni nasıl bulabildin.Buraya beni ablam,iyi bir büyücü olduğum için hapsetti.Senin girdiğin kapağı yalnızca iyi kişiler görebilir.Demek ki sende iyisin ve beni birtek sen kurtarabilirsin.Adım Yaycesli,tanıştığıma memnun oldum.- Benim adımda Ali.- Hadi oyalanmada beni buradan çıkar.Önce asamı bana ver.Ve küreyi karanlık yolun girişine koy.Ali’yle birlikte yola koyuldular.Karanlık yolun girişine geldiler.Yaycesli asasını küreye doğrulttu ve karanlık birden aydınlandı.İçeriye doğru yürümeye başladılar.İleride bir kapı gözüktü.Yaycesli hemen kapının önüne gidip,asasıyla anahtarını sakladığı yerden çıkardı.Kapıyı açmasıyla ablasının karşısına çıkması bir oldu.Ali korkmuştu.Demek ki karanlık yol da kötü büyücüye açılıyordu.Fakat Yaycesli ablasını aşmayı planlıyordu.Asasını ablasına doğrulttu ve sihirli kelimeleri söyledi:- La ça viskov duyu gata gov.- Bunun anlamı ney Yaycesli.- Senin için biraz ağır olabilir ama şu demek.Senin efendiliğin sona erdi.Şimdi senin yerinde ben varım.O sırada ablası Takasça’da küçülüp asanın içine girdi.Takasça yok olur yok olmaz ,karabulutlar kayboldu.Onun yaptığı bütün büyülerin etkisi geçti ve havada bir gökkuşağı oluştu. - Bu gökkuşağının anlamı var mı Yaycesli. - Bak canım..Bizim ülkemiz yani Aytopyo’da efendilik iyilerin eline geçtiği zaman simge olarak gökkuşağı oluşur.Bu gökkuşağı 100 yıl boyunca havada öylece kalır.Ama gökkuşağının ilginç birde özelliği vardır.Üzerine çıktığın zaman seni istediğin yere götürür.Her ülkeye kapısı vardır,der ve elindeki madalyonu ona verir:- Al bunu.Eğer kendi ülkene dönersen ve tekrar burayagelmek istersen bunu iki kez öp iki kez üfle.O zaman bulunduğun yerde bir kapı açılır.Kapıda iki düğme olacaktır.Biri yeşil,biri kırmızı..Bu düğmelerden yeşile basarsan bizim ülkemizde olacaksın.Ama eğer kırmızıya basarsan Cadılar Ülkesinde bulacaksın kendini.Ona basmamaya çok dikkat et,çünkü oradan geri dönebilmek için Kraliçeyi geçmen gerekir.Bunu yapmak çok zor.Aynı zeka oyunları gibidir.Çok düşünmen gerekir.Labirent gibide yollar vardır.Aklını kullanarak oradan geçebilirsin.Neyse..Sen şimdi kendi ülkene dön.Anneni ve babanı özlemişsindir.- Yaycesli,bir şeyi çok merak ediyorum.Sorabilir miyim?- Peki hadi sor bakalım.- Beni bu tarafa çeken bir kokuydu.O kadar güzeldi ki sanki beni büyüledi.O koku neyin kokusuydu?- O güzel koku,bulutların kokusuydu.- Bulutların kokulu olduğunu bilmiyordum.- Merak etme.Evine dönerken Gökyüzünde o kokuyu tekrar duyabileceksin.Yine seni adeta büyüleyecek.Bir dakika..Ben sana bir şey vermeyi unutuyordum az kalsın.Şu sihirli küreyi al.Benimle ne zaman iletişim kurmak istersen bunu okşa.Tamam mı?Hadi bakalım zamanın doldu,sen artık evine git.Hoşçakal!- Hoşça kal tekrar görüşürüz Yaycesli.Ali gökkuşağına bindi ve kayarmışçasına ilerlemeye başladı.Tekrar burnuna o büyülü koku geldi.Aşağıya baktı.Yaycesli ona el sallıyordu.Ali’de el salladı.Hazır bulutların arasında gezinirken etrafıma da bakayım dedi ve başını çevirince bir çok melek gördü.Birine dokunmak istedi,fakat melek kayboldu.Hepsinin farklı bir rengi vardı.O sırada kendisini evinde buldu.Koşarak annesine sarıldı.Babasını öptü.’’Sizi çok seviyorum’’dedi.- Hayırdır Ali,bugünkü neşeni neye borçluyuz.Söyle bakalım.- Hiçççç..Ali odasına kapandı ve sihirli küreyi okşadı:- Ben geldim Yaycesli.- Peki Ali.İşim var şimdi.Sonra görüşürüz.Kendine iyi bak.- Sende Yaycesli.Ali bir ay kadar evinde yaşamaya devam etti.Günlerden bir gün madalyonun yanıp söndüğünü gördü.Hemen onu iki kez öptü,iki kez üfledi.Kendini bir kapının önünde buldu.Kırmızı ve yeşil iki düğme vardı.Hangisine basacağını unutmuştu.Bence kırmızı olmalı diye düşünerek kırmızı düğmeye bastı.Kendini karanlık bir yerde şimşek üzerinde aşağıya kayarken buldu.’’Yaycesli’’diye bağırdı.Etrafına bakındı,fakat Yaycesli ortalıkta gözükmüyordu.Demek ki yanlış düğmeye basmıştı ve şu an Cadılar Ülkesindeydi.Buradan kurtulabilmesi içinde Kraliçeyi yenmesi gerekiyordu.Daha da zoru vardı.Labirent şekil yollar,zeka gerektiren düşünceler..Gerçi Ali matematik dersinde iyiydi ama yapabileceğini sanmıyordu.Yürümeye başladı.Birden boynundaki madalyonun öttüğünü fark etti.Sadece Yaycesli’nin sesi duyuluyordu:- Sen bunu başarabilirsin.6 labirent geçeceksin.Her labirentte bir iksir bulacaksın.İksirlerin yarısı yere dök.Sana gideceğin yolu gösterir.- Yaycesli diğerlerini ne yapayım?- Onları sakla.Kraliçenin karşısına çıktığın zaman yeşil ve mor olanları yere dök.Yer yarılacaktır.Yerin içinden pembe büyük bir iksir çıkacak,yanında da asa.İksiri asadaki kapağı açıp,içine dök.Asa özel güçlere sahip olacaktır.Asayı kraliçenin üzerine doğrult.O da sana lazerlerle ışınlar yollayacak.Eğer o ışınlar sana değerse eriyip ölürsün.O yüzden senin buz olman lazım.Asayı tutup,’’Ateş erisin,buzlar oluşsun.Kalkan güçlü,ışın zayıf’’,de.Dediğin zaman çevrende iki metre uzunluğunda,yuvarlak bir buz kalkanı oluşacak.Lazer ışınlarından seni iki saat boyunca korur.O haldeyken kraliçe Empitomya’nın yanına git ve şunları söyle:Kompitakzo selecimevo askriyeti helkimyumi.- O zaman ne olacak Yaycesli?- Kraliçe erimeye başlayacak.İçeriye onun nöbetçileri girecekGirdikleri zaman mavi ve kırmızı iksirleri asaya doldur.Onlara deydir.Onlar bir süreliğine donacaklar- Tamam Yaycesli.Ben seni sonra ararım.- Hayır,bir daha görüşme şansımız olmayacak.Senin beni iyi anlaman lazım şimdi.Zaten kraliçeyi yendiğin zaman bizim ülkemize döneceksin.Seni sabırsızlıkla bekliyorum.Çok dikkatli ol.Ali labirentin önüne gelmişti.Bildiği gibi labirentler çok karışıktı.Ama Yaycesli’nin ona verdiği akıl sayesinde kolayca geçebileceğini düşünüyordu.O sırada,yerden iskeletler çıkmaya başladı.Ali ne yapacağını şaşırmıştı.Yaycesli,ona bundan hiç bahsetmemişti.Ama o Ali’yi zaten sihirli küresinden izliyordu.Ali’nin bundan haberi yoktu.Yaycesli,Ali’nin tehlikede olduğunu görünce,kendi sihrinin %60’ını ona verdi.Korkarak elini iskeletle uzattığında,iskeletin kül olduğunu gördü.İskeletler yavaş yavaş ona doğru gelmeye başlamıştı.Üzerine gelenlerin hepsine elini uzattı.Hepsi kül oldu.Birden Yaycesli’nin sesini duydu:- Bir torba yarat.- Ama nasıl yapabilirim ki?- Sen sihirlisin.Sana güçlerimi verdim.Külleri torbaya doldur.Sanalazım olacaklar.Oyalanma,bir an önce git hadi.Yaycesli’nin sesi kesilmişti.Ali labirente girdi.İlerledikten sonra,bir iksir şişesi buldu.Yaycesli’nin ona söylediklerini hatırladı ve iksirin yarısını yere döktü.Gideceği yol öyle bir aydınlandı ki yolunu bulmakta hiç sıkıntı çekmedi.Bütün labirentleri aynı şekilde bitirdi.Sonunda bir şato gözüktü.Önünde de iki yılan vardı.Herhalde Kraliçe Empitomyanın nöbetçileriydiler.Koruma olarak görev yapıyorlardı.Kendine sihirle bir kap yaptı.Küllerden bir ölçek aldı ve üzerine döktü.Onlar gibi bir yılana dönüştü.Artık kraliçenin yanına,nöbetçileri gibi girebilirdi.Rahatlıkla ilerledi.Şato kapısının önünde iki aslan duruyordu.Ona izin verdiler.İçeride Empitomya oturuyordu.Birden ayağa kalktı:- Sende kimsin?- Ben seni yok etmeye geldim.Dedi ve külü tekrar üstüne döktü.Ölçüyü fazla kaçırdığı için bir deve dönüştü.- Ne yaptığını zannediyorsun sen? - Artık bir devim.Seni yok etmeye geldim.Ali mor ve yeşil iksirleri yere döktü.Yer yarıldı,içinden pembe bir şişe yanında da bir asa çıktı.Ali kraliçeye:- Sonun geldi Empitomya,dedi.Şişenin içindekini asaya doldurdu.Kraliçe ona ışınlar yolluyordu.Asayı kraliçeye doğru tuttu, kraliçe:- Bunu bana yapamazsın,çünkü ben seni öldüreceğim.Bu zamana kadar kimse bana karşı koyamadı.Sen mi beni yeneceğini sanıyorsun.- Evet.Seni yeneceğim. Ali asayı kraliçeye doğrultur ve ’’Ateş erisin buzlar oluşsun.Kalkan güçlü,ışın zayıf’’dedi.Çevresinde buzdan kalkan oluştu.Kraliçenin yanına gitti:- Sonun geldi.Seni yüz yıl öncesine göndereceğim.- Mutlaka görüşeceğiz,seninle işim daha bitmedi.Ali söylenenlere aldırmadan ’’Kompitakzo selecimovo askriyeti helkimyumi’’ dedi.Kraliçe yok olmaya başlamıştı.Kraliçenin son bir şey söylediği duyuldu:’’Her şey eşitlik terazisine bağlı.’’Ali eşitlik terazisinden hiçbirşey anlamamıştı.Bunu Yaycesli’ye bildirmeliydi.O bunları düşünürken içeriye Empitomyanın nöbetçileri girdi.Hemen mavi ve kırmızı iksirleri asaya doldurdu.Nöbetçilere değdirdi.Yok olurlarken:- Onu asla bulamayacaksın.Yine hiçbirşey,hiçbirşey anlayamamıştı Ali.Bunları onu kandırmak için söylediklerini sanıp umursamadı.Tam bu sırada kendini Yayceslinin yanında buldu.Aklına takılan soruyu sabırsızlıkla ve merakla Yaycesliye sordu.Yayceslinin de bunlardan haberi yoktu ve Ali aldığı bu cevaba oldukça şaşırmıştı.Yaycesli bir kraliçe olarak bütün konuları bilmeliydi.Ve bu konuyu en kısa zamanda öğrenmeliydi.Yaycesli hemen geçmişin kütüphanesi olan GEKÜ’ye gitti.Uzun bir aramadan sonra eşitlik terazisi adlı kitabı gördü.Vakit kaybetmeden eline aldı.Yalnız bir sorun vardı.Kitap açılmıyordu.Yaycesli çocukken duyduğu büyülü sözcükleri hatırlamaya çalıştı.Dedelerinin zamanında açılmayan şeyleri açma büyüsünü öğrenmişti.Fakat bu büyüyü yapılması engellendiği için ders alırken öğrenememişti.Bunun içinde yapılışını net olarak bilmiyordu.Araştırmalarına göre sadece Neptün’de bulunan bir bitki sayesinde bu büyüyü gerçekleştirebilirdi.Fakat oraya gitmesi Yaycesli için sakıncalıydı.Neptün’ün havasına alerjisi vardı.Bu yüzden oraya başka birinin gitmesi gerekiyordu.İlk olarak aklına Ali geldi.Kitabı yerine koymaya çalışırken yere düşürdü.İçinden bir kağıt parçası çıktı.Kağıdı eline alıp incelemeye başladı.Bunun bir harita olduğunu anladı.Fakat bu harita bildiği haritalardan değildi.Haritada yer alan kapı tümsekliydi.Fazla düşünmeden Alinin yanına gitti.Haritayı ona gösterdiğinde tümsekli kapı Alinin çok dikkatini çekti.Ne olduğunu anlayabilmek için üzerine dokunduğunda kendisini Yaycesliyle beraber bir makinenin önünde buldu.Aslında Ali makine türü şeylerden iyi anlardı.Yaycesliye bunu söyledi ve hemen makinenin yanına koştu.Makineye bir baktığında dünyadakilerden çok farklı olduğunu anladı.Üzerinde bir şeyler yazılıydı.Yaycesliyi yanına çağırdı.Yaycesli ona bu dilin Atopça olduğunu söyledi.Ali’ye dönerek:- Burada Atopça olarak ‘’Zaman Makinesi’’ yazıyor.- İyi de ben zaman makinelerini bir tek kitaplarda okumuştum.Böyle bir şey gerçek olabilir mi?Gerçi Aytopyoda neler gerçek değil ki..- Evet aynen söylediğin gibi.Aytopyoda zaman makinesi diye bir şey var.Ve bu makine senin zamanda yolculuk yapmanı sağlıyor.- Az çok okuduklarım gibi.O sırada içeriden Empitomya’nın sesi duyuldu: - Seninle görüşeceğim demiştim.Eşitlik terazisini mutlaka almaya geleceksiniz.O zaman mutlaka karşılaşacağız. - Bana eşitlik terazisinin nerede olduğunu söyle Empitomya. - Asla,asla söylemem bunu sana.Rüyanda görürsün ancak,der ve kahkalar atmaya başlar. YAZARLARYASEMİNCERENTUNA


yazılar sanki biraz koyu olmuşş :)
Yazar arkadaşlar ilgi alanım olduğundan izin verirseninz bi iki şey söylemek istiyorumm.
Hikayeniz güzel ve akıcı hatta biraz fazla akıcı.Cünmleleri çok hızlı geçmişsiniz..
Biraz daha ortam tasvirlerini çoğaltırsanız daha ii olur bence..
Ek olarak oyuncular arasında geçen diyalogları biraz daha profösyonelleştirmenizi tavsiye ederim ve konuşma çizgilerini alt alta getirirseniz daha ii bir görünüm olur.
Ayrıca okuyucuyu sıkmamak için de hikayenin arasına o sahneyle ilgili bi kaç parça resim sıkıştırabilirsiniz.
Hem bu okuyucunun o sahneyi beyninde daha ii canlandırmasına katkıda bulunucaktır bundan emin olabilirsiniz.
( ÖRNEK : http://hikayeci.bloggum.com/yazi/seyatanin_evi_2bolum.html )
Yanlış anlamayın bu işle ilgilendiğim için böyle tavsiyeler yapmayı uygun gördüm..Hikayenin devamını bekliyorum arkadaşlar kolay gelsin..